SADAKATA GÜVENME, DÜKKANIN NEŞELİ OLSUN

sinan kaya | 18:11 | 0 yorum

SADAKATA GÜVENME, DÜKKANIN NEŞELİ OLSUN



Perakende Günleri’nin en ilginç konuşmacılarından Rick Segel de ‘müşteri sadakati’ kavramının geçerliliğini yitirdiğini düşünenlerden. . . Başarılı olmak isteyen kuruluşlara, her şeyden önce müşterilerine ‘neşeli ortamlar’ yaratmalarını öneriyor. ‘Kimse sevmediği insanlardan alışveriş yapmak istemez’ diyen Segel’in uyarısı özetle şöyle: Neşe insanları birbirine yakınlaştıran, bağlayan, sevilmeyi ve sürekli hatırlanmayı sağlayan bir enstrümandır, onu kullanmayı ihmal etmeyin. Neşe, işyerine bağlılığı artırmanın en kolay ve ucuz yoludur, bariyerleri yıkar, motivasyon sağlar, yaratıcılığı teşvik eder, dikkat çeker, neşe ile alınan mesajlar akılda kalır. . .
Son yıllarda, trendleri ve tüketici davranışlarını doğru yorumlayan herkes aynı görüşü savunuyor; müşterilerin bir ayağı dışarıda, her an rakiplere yönlenebilirler ve bundan da hiç bir şekilde vicdan azabı çekmezler. Perakende Günleri’nin en ilginç konuşmacılarından olan Rick Segel de müşteri sadakati kavramının giderek geçerliliğini yitirdiğini düşünenlerden. Bu yüzden, başarılı olmak isteyen kuruluşlara, öncelikle mevcut müşterilerini kaybetmemek için çaba göstermelerini ve her şeyden önce müşterilerine neşeli ortamlar yaratmalarını öneriyor.
‘Beklentileri aşın’ Ticarette sadakat, tıpkı özel yaşamdaki gibi birbirini anlama, özen gösterme, karşı tarafı kaybetmemek için çaba harcamanın sonucunda olabiliyor. Aslında ticarette sadakat son derece tek taraflı. Müşteri tıpkı her an gidebilecek bir sevgili konumunda, kuruluşlar onu kaybetmemek için sürekli tüm dikkatlerini ona ayırmak ve onu memnun kılmak zorundalar. Sevgilinin geçmişteki mutlu günlerin hatırına kendilerine sadık olacağını ve terk etmeyeceğini düşünenler, şaşkınlık içerisinde yanıldıklarını görüyorlar.
Sadakat için her şeyden önce karşı tarafı iyi anlamak gerekiyor. Rick Segel durumu harika bir cümleyle özetliyor: “Kimse sevmediği insanlardan alışveriş yapmak istemez. ” Segel, yoğun bir rekabet içinde, müşterinin internetten bazen satıcının kendisinin bile bildiğinden daha fazla şey öğrenebildiğini, televizyon seyrederken bir telefonla alışveriş yapabildiğine dikkat çekerek baskıcı satıcılar döneminin kapandığını belirtiyor. Perakendecilere her şeyden önce satış yapma şekillerini değiştirmelerini, müşterilere yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmelerini öneriyor. Segel, müşteri hizmetinin iki boyutu olduğunu; ilk izlenimi, güven yaratmayı yani ilişki kurmayı kapsayan insani boyutu atlayarak, satış boyutuna geçilemeyeceğini belirterek şunları söylüyor: “Mağazacılar yeni işiniz beklenti yönetimi! Mağazanıza gelen müşterinin sadece beklentisini karşılamak değil onu aşmak, çevrenizdeki tüm rakiplerinizden farklılaşmak zorundasınız. Kibar, baskıcı olmayan satıcılarınız, tertemiz, güvenli ve rahat bir mağazanız, değişik ve kaliteli ürünleriniz var ve beklentileri karşılıyorsanız pek çok rakibiniz gibi şimdi neşeyi ve yaratıcılığı kullanarak beklentileri aşmanın zamanıdır. ”
Müşterinin sevgisini kazanmanın dokuz yolu
Segel’in müşterinin sevgisini kazanmak isteyenler için önerdiği dokuz ipucu şöyle:
1. Hizmet vermek için orada olduğunuzu unutmayın, kimse her şeyi bildiğini düşünen insanlardan hoşlanmaz. Egonuzu mağazanın kapısında bırakın!
2. Kompliman yapın, mutlu olsun. Kendini iyi hisseden birisine mi, yoksa mutsuz birisine mi satış yapmak kolaydır?
3. Kendinizi telefon, mail vb. yoluyla hatırlatın. Mesajlarınıza neşe ekleyin ki diğer mesajlar arasından sıyrılsın.
4. Neşe insanları birbirine yakınlaştıran, bağlayan, sevilmeyi ve sürekli hatırlanmayı sağlayan bir enstrümandır, onu kullanmayı ihmal etmeyin.
Neşe, işyerine bağlılığı arttırmanın en kolay ve ucuz yoludur, bariyerleri yıkar, motivasyon sağlar, yaratıcılığı teşvik eder. Dikkat yoksa iletişim yoktur. Neşe dikkat çeker, neşe ile alınan mesajlar akılda kalır. İşletmelerin ‘her sabah gelmek istenilen bir yere dönüşmesi’, yöneticilerinin astlarına aktardıklarının anlaşılır olması ve akılda kalması ancak işyerinde neşe ile mümkündür.
5. Mağazanızda neşe yaratacak her fırsatı değerlendirin, merak uyandırın! Müşterilerinizde merak uyandırmanın maliyeti çok düşük, geri dönüşü çok büyüktür.
6. Başarılı promosyonlar, mevcut ve potansiyel müşterilerinizin mağazanız hakkında konuşmasını, dilden dile reklamınızın yapılmasını sağlar. Promosyon ne kadar ilginç olursa, o kadar bedava reklam yaparsınız ve günümüzde hâlâ en etkili reklam dost tavsiyesidir.
7. Promosyon kararını verirken şu sorulara cevap arayın; ‘Satışlarımı arttıracak, mağazamı fark edilebilir yapacak mı?’ Müşterilerim ve personelim için eğlenceli olacak mı?
8. Mağazanızda heyecan ve trafik yaratmanın başka bir yolu da indirimlerdir. Her mağazacı indirime ihtiyaç duymayacağı günleri hayal eder ancak gerçek böyle değildir, satmayan ürünlerden kurtulmak için indirim kampanyalarına ihtiyacımız vardır. Başarılı bir indirim kampanyası nelere sahip olmalıdır? ‘Bir temaya, bir isme, bir başlangıç ve daha da önemlisi bir bitiş tarihine!’ Tüm müşterilere duyurulmaya! Ve en önemlisi ‘neşeye’.
9. İndirim kampanyaları müşterilerinizi bir festival havasına sokabilecek neşeye sahip olmalıdır. Merak uyandıracak mı? Bir gazeteye haber olacak kadar iyi fikir üretebildim mi? Gibi soruların cevabı ‘evet’ olmayabilir. Başlangıç önemlidir. Her promosyonunuz bir öncekinden iyi olsun, yaparken öğrenin ve promosyonlarınızı geliştirin.
Kaynak: Fatoş Karahasan,19. 10. 2004 Milliyet Gazetesi

Category : , , , ,

Fikirsayfasi.com :
Fikirsayfasi.com en tarafsiz en guncel haber ve konu basliklerini sizin icin bir araya getirmektedir.is fikirleri, bayilik,franchise hakkinda guncel haberleri, girisimcilere ve yeni is kuracaklara sunmaktadir.Facebook/fikirsayfa adresinden haberleri ve konulari takip etmeyi unutmayin!

0 yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

En son eklenen haberler.

İlginizi çekebilir.